Sinema Tutkunu Bir Eczacıdan Kışa Girerken İlaç Gibi Film Önerileri

Kendimi bildim bileli izleme odaklıyım. Filmleri izlediğim gibi insanları izlemeyi de çok severim. Eczacılık da bana bu imkanı sonsuz sağlayan bir meslek, sanırım, bu yüzden işimi de çok severek yapıyorum .

Sinemanın büyülü dünyası ile çocukluk yıllarımda tanıştım.İlk hatırlayabildiğim sinemaya gidişim Ankara’da Batı Sineması’nda annem ve babamın beni götürdüğü ‘Şampiyon’ filmiydi. 7 yaşın altında olduğum için annem ve babam kapıdaki görevliyi ikna etmek için epey uğraşmışlardı .Filmi pür dikkat izlemiş ve sonunda çocuk kahramanımızla özdeşleşip ağlamıştım.

Sonra annemin arkadaşlarıyla buluştuğu bir gün, babamın beni ve kardeşimi ‘Kramer Kramer’e Karşı’ ya götürüşünü hep hatırlarım. Uzun süre onların da boşanacağını, babamın bizi o yüzden o filme götürdüğünü zannedip, babam da bizimle Dustin Hoffman gibi omlet mi yapacak bundan sonra diye epey üzüntü yaşamıştım.

Esas içime sinema aşkını düşüren ise hazırlık sınıfında İngilizce öğretmenimin VHS kasetten bize izleyelim diye koyduğu ‘Wolfgang Amadeus Mozart’ filmiydi. Büyülenmiş bir şekilde filmin içine girmişken öğretmenin bir süre sınıftan çıkışıyla ortalık savaş alanına dönmüştü. ‘Ne olur önümden çekilin ‘diye yalvarırken hatırlıyorum kendimi. Tüm sınıfta filmi halen izlemeye çalışan bir tek bendim tabii.

İlk kez arkadaşlarımla buluşup sinemaya gidişim Batı Sineması’nda Kokteyl filmineydi.

Sonra bulduğum her filmi yalayıp yuttum, ben büyürken sinema tutkum da artarak devam etti. Eczacılık Fakültesi’nde okurken de, eczacı olduktan sonra da çok sevdiğim filmlerin yazımı, yapılışı, sinema okur yazarlığı ile ilgili bulabildiğim tüm eğitimleri de aldım.

Bir kaç kısa film çekebilecek kadar, hatta bir belgesel yapım ekibinde yer alacak kadar da şanslıydım.

‘Sinema Okur Yazarlığı ‘ eğitiminde tanıştığım , ortak noktamız sinemaya duyduğumuz inanılmaz aşk olan müthiş insanlarla kurduğumuz bir sinema kulübümüz var, adı Sinofis. Her ay toplanıp saatlerce film analizleri yapıyor, yönetmenleri ve akımları inceliyoruz. Ne büyük mutluluk benim için.

Önceleri ‘eczacıyım ama içimde , aklımda hep sinema var , ne kötü’ diye düşünürdüm, ta ki Ali Poyrazoğlu’nun muhteşem bir konuşmasını dinleyene kadar. Dedi Ki:
-Hangi mesleği yaparsanız yapın, isterseniz üniversiteyi birincilikle bitirin, mesleğiniz dışında bir alana, hele de bir sanat dalına tutku ile bağlı değilseniz asla o meslekte çok başarılı olamazsınız.

İşte o zaman rahatladım, kendimi nasıl tanımlayacağımı buldum; ben sinema tutkunu bir eczacıyım.

İyi bir film insanı alıp çok başka yerlere götürür, hiç sorgulamadıklarını sorgulatır, cevaplamaktan kaçındıklarını yüzüne vurur. Karakterle bir olur o hayatı yaşarsın beraber. Bir bakmışsın kaç zaman sonra bile izlediğin bir filmden bir sahne geliveriyor aklına. Bir hafta kendine gelemezsin bazen çok etkilenirsen izlerken. İşte bu yüzden tutkunum filmlere.

Bugün ilaç gibi gördüklerimden bir kısmını ufak bir liste yaptım. Çoğunu izlemişsinizdir belki. Olsun, hatırlamanıza, belki gülümsemenize ya da derin düşüncelere dalmanıza vesile olur fena mı?
İşte başlıyoruz:

1- Dead Poet’s Society/Ölü Ozanlar Derneği (1989)
2- The Piano / Piyano (1993)
3- Before Sunrise / Gün Doğmadan (1995)
4- Game /Oyun (1997)
5- Life is Beautiful/ Hayat Güzeldir (1997)
6- Amélie (2001)
7- La Finistra di Fronte/Karşı Pencere (2003)
8- The Notebook / Not Defteri (2004)
9- Eternal Sunshine of the Spotless Mind/ Sil Baştan (2004)
10- Bucket List /Şimdi ya da Asla (2007)
11- Soul Kitchen / Aşka Ruhunu Kat (2009)
12- Midnight in Paris / Paris’te Gece Yarısı (2011)
13- About Time / Zamanda Aşk (2013)
14- Wild / Yaban (2014)
15- Interstellar / Yıldızlararası (2014)
16- Far From the Madding Crowd / Çılgın Kalabalıktan Uzak (2015)
17- Youth / Gençlik (2015)
18- Manchester By The Sea / Yaşamın Kıyısında (2016)
19- Arrival / Geliş (2016)
20- La La Land / Aşıklar Şehri (2016)

Çok soğuk bir günde, ya da hafif bir soğuk algınlığınız varsa, biraz melankolik bir ruh halindeyseniz mesela, kapanın eve, zencefilli, tarçınlı, limon ve ballı ıhlamunuruzu yapıp açın izleyin bir tanesini, içinizi ısıtacaktır , iyi gelecektir muhakkak.
Sağlıklı ve sanatla kalın…

Nesrin Gültekin Arbak

No Comments Yet.

Leave a comment

You must be Logged in to post a comment.