Ecz. Nesrin Gültekin Arbak | Oscar’ın Kaybedenler Kulubü

Oscar

90. Oscar törenini geride bıraktık. Kuşkusuz sinema dünyası için çok önemli ve prestijli bir ödül, ancak ödüller her zaman hak edeni mi bulur? Belki de bu tartışmanın en çok yapıldığı ödül törenidir Oscar. 

Ben de bu kez kazananları değil de hiç Oscar alamamış, hatta hiç aday bile gösterilmemiş bazı filmleri ve sinema insanlarını hatırlatmak istedim sizlere. Ne de olsa çoğunluğunu 50 yaş üstü, beyaz erkeklerin oluşturduğu 6000 kişilik bir akademi üye grubunun verdiği ödüllerden bahsediyoruz. Kimi zaman politik, kimi zaman cinsiyetçi, kimi zaman da popülist olmakla suçlanan bir akademi bu. Eee insanın olduğu yerde hata da vardır değil mi?



Önce aday olmuş ancak hiç ödül alamamış filmlere bir bakalım:

  • The Great Dictator- Büyük Diktatör (1940)
  • Citizen Cane- Yurttaş Kane (1942)
  • Singin’in the Rain- (1952)
  • Rebel Without a Cause- Asi Gençlik (1955)
  • Phsco- Sapık (1960)
  • The Birds –Kuşlar (1963)
  • The Planet of Apes- Maymunlar Gezegeni (1968)
  • A Clockwork Orange- Otomatik Portakal (1971)
  • Taxi Driver- Taksi Şöförü (1976)
  • The Elephant Man- Fil Adam (1980)
  • Full Methal Jacket (1987)
  • Pretty Woman- Özel Bir Kadın (1990)
  • Malcom X (1992
  • Basic Instinct- Temel İçgüdü (1992)
  • A Few Good Men- Birkaç İyi Adam (1992)
  • The Shawshank Redemption (1994)
  • The Truman Show- Truman Show (1998)
  • Being John Malkovich- John Malkovich Olmak (1999)
  • The Talented Mr. Ripley- Yetenekli Bay Ripley (1999)
  • Requem for a Dream- Bir Rüya İçin Ağıt (2000)
  • Memeto-Akıl Defteri (2000)
  • Billy Elliot (2000)
  • Mullholand Drive- Mullhaland Çıkmazı (2001)
  • Amelie (2001)
  • Pride and Prejudice –Aşk ve Gurur (2005)
  • Revolutinary Road- Hayallerin Peşinde (2008)
  • True Grit- İz Peşinde (2010)
  • The Martian- Marslı (2015)

Peki hiçbir dalda aday bile gösterilmeyen iyi filmler yok mu? Olmaz mı var tabii:

  • City Lights- Şehir Işıkları (1931)
  • Dracula (1931)
  • King Kong (1933)
  • Modern Times- Modern Zamanlar (1936)
  • The Postman Allways Rings Twice- Postacı Kapıyı İki Kere Çalar (1946)
  • Frankenstein (1951)
  • Dirty Harry- Kirli Harry (1971)
  • Macbeth (1971)
  • The Shining- Cinnet (1980)
  • Once Upon a Time in America- Bir Zamanlar Amerika’da (1984)
  • Reservoir Dogs- Rezervuar Köpekleri (1992)
  • The Big Lebowski-Büyük Lebowski (1998)
  • The Others- Diğerleri (2001)
  • Sin City- Günah Şehri (2005)
  • Shutter Island- Zindan Adası (2010)
  • Enough Said- Başka Söze Gerek Yok (2013)
  • Rush (2013)
  • Edge of Tomorrow- Yarının Sınırında (2014)
  • The Hunger Games- Açlık Oyunları (2012-2015)
  • Jurassic World (2015)

Bu filmlerin bir çoğu kendi alanında kült olmuş filmler, şaşırtıcı gerçekten.

Şimdi de aday gösterilmeyen şahane performanslara bakalım:

  • Ingrid Bergman- Casablanca
  • Gene Kelly- Singin’in the Rain
  • James Dean- Asi Gençlik
  • Marilyn Monroe- Bazıları Sıcak Sever
  • Anthony Perkins- Sapık
  • Mia Farrow- Rosemary’nin Bebeği
  • Jack Nicholson- Cinnet
  • Charlie Chaplin- Şehir Işıkları
  • Rita Hayworth- Gilda
  • Audrey Hepburn- My Fair Lady
  • Malcolm McDowell- Otomatik Portakal
  • Woody Allen- Manhatta
  • Johnny Depp- Ed Wood
  • Leonardo DiCaprio- Titanic, Shutter Island
  • Jim Carrey- The Truman Show
  • Matt Damon- Talented Mr. Ripley
  • Nicole Kidman- The Others

Bazılarına inanmak gerçekten zor.

Hayatları boyunca bir kez bile aday olamayanlar:

  • Jerry Lewis
  • Jim Carrey
  • Mia Farrow
  • Marilyn Monroe
  • Kim Novak

Aday olmuş ancak hiç ödül alamamış yönetmenler:

  • Charlie Chaplin 1 kez (En azından bir kez aday olmuş.)
  • Alfred Hitchcock (5 kez)
  • Stanley Kubrick (4 kez)
  • George Lucas (2 kez)
  • Ridley Scott (3 kez)
  • David Lynch (3 kez)

Bir kez bile aday olamayan ama muhteşem filmlere imza atmış yönetmenlerden bazıları:

  • Buster Keaton
  • Spike Lee
  • Christopher Nolan
  • Sam Peckinpah
  • Brian De Palma

Bu listeler uzar gider. Sinemayla ilgilenen ya da ortalama bir film izleyicisi olan herkesin Oscar Ödüllerinde haksızlığa en çok uğramış kişi deyince hem fikir olacağı bir isim var, Leonardo DiCaprio. Oscar’ın kaybedenler kulübü deyince ondan bahsetmemek olmaz. Listemize girmekten kıl payı kurtulsa da, kaçırdığı Oscarlarla hakkında en çok caps yazılan ünlü olma rekorunu halen koruyor.

İlk adaylığı daha 19 yaşındayken Gilbert’ın Hayalleri (1993) filminde canlardırdığı otizmli genç rolüyle geliyor, ancak o yıl ödülü Kaçak (The Fugitive) filmindeki rolüyle Tommy Lee Jones alıyor.

2004 en haksızlığa uğradığı yıl olarak kabul ediliyor. Göklerin Hakimi filmindeki rolü ile aday oluyor fakat ödül Ray Charles rolüyle Jamie Foxx’un oluyor. Hala Howard Hughes’ın hayatını canlandırdığı rolüyle nasıl Oscar alamadığı bir muamma.

2006 Kanlı Elmas filmiyle yine Oscar’lık performans sergilemesine ragmen bu kez de ödül İskoçya’nın Son Kralı filmindeki rolüyle Forest Whitaker’in oluyor.

2013 de bu kez yapımcılığını da üstlendiği Para Avcısı (The Wolf of Wall Street) filmiyle en güçlü aday olarak görülüyor fakat ödülü Dallas Buyers Club filmindeki rolü için 21 kg veren Matthew McConaughey alıyor.

2015 yılına gelince Diriliş (The Revenant) filmiyle şeytanın bacağını kırıyor ve 5. kez aday olduğu yıl en sonunda Oscar’ı alıyor. Aslında kendisinden çok daha fazla kez aday olup heykelciği evine götürememiş birçok oyuncu var, örneğin Richard Burton (7 de 0), Peter O’Toole (8 de 0) , Glenn Close (6 da 0), ancak hiç biri Leo kadar polemik ve alay konusu olmuyor.

Benim fikrim ise Oscar ödüllerinde en hakkı yenmiş kişi yönetmen Martin Scorsese’dir. Tam sekiz kez en iyi yönetmen adayı olmasına rağmen sadece 2007 yılında Köstebek (The Departed) filmi ile ödülü alabilmiştir. Halen 1991 yılında yönettiği Sıkı Dostlar (Goodfellas) ile adayken Oscar’ı Kevin Costner’a Kurtlarla Dans (Dances With Wolves) ile nasıl kaptırdığı akademi üyelerince bile bilinmiyor.

Leonardo’nun haksızlığa uğradığını söyleyemeyiz, onun şanssızlığı aday olduğu yıllarda diğer adayların da ciddi anlamda çok güçlü ve başarılı olmasıydı ancak Scorsese için gerçekten hakkı defalarca yendi demek yanlış olmaz.

Peki Oscar’ı alamamak bu büyük sinema insanlarından ne götürmüştür? Charlie Chaplin Oscar alsaydı ne değişirdi? Onun adını bilip de sinema tarihindeki yerini yadsımak mümkün mü? Christopher Nolan, ki Inception, İnterstellar gibi müthiş filmlere imza atmış bir yönetmen heykelciği alabilse ne fark ederdi? Amacım biraz da bu şekilci ve populist yaklaşımı sorgulamaktı. Ödülleri birileri alıyor evet, ancak bu algılarla şekillenen dünyada gerçek objektiflik ve hakkaniyet mümkün müdür? Gerçek başarı ve ödül yarattıklarının, eserlerinin, üretimlerinin asıl muhattaplarınca takdir ve kıymet görmesi değil midir?

‘Yaptığın iş için mutlaka ödül bekleme. Ödül gönül rahatlığındadır.demiş Sokrates.

Bu sözün özümsendiği bir dünya ümidiyle, sanatla ve sevgiyle kalın.

Ecz. Nesrin Gültekin Arbak

Comments are closed.