Kendine İyi Bak | Ruhan Akın

Meksika’da Inka tapınaklarına çıkmak isteyen Avrupalı bir grup arkeolog, birkaç yerli rehberle yola koyulurlar. Dağın tepesindeki tapınaklara giden uzun yolu, kısa bir sürede yarılarlar. Aynı hızlı tempoyla biraz daha yol aldıktan sonra, yerliler kendi aralarında konuşup birden yere otururlar ve öylece beklemeye başlarlar. Tabii Avrupalı arkeologlar buna bir anlam veremezler.

Saatler sonra, yerliler kendi aralarında konuşup tekrar yola çıkarlar ve sonunda tepenin üstündeki görkemli Inka tapınaklarına gelirler. Arkeologlardan biri, yaşlı rehbere sorar: “Hiç anlayamadım, niye yolun ortasına oturup saatlerce yok yere bekledik?”  Yaşlı rehberin cevabı ise çok güzeldir: “Çok kısa sürede çok hızlı yol aldık, ruhlarımız bizden çok uzakta kaldı. Oturup ruhlarımızın bize yetişmesini bekledik...” Hayatımızda birçok şey oluyor değil mi? Ve bazen mutluluğu yakalayabilmenin bizim için zor bir hale geldiğini düşünüyoruz. Çünkü o kadar hızlı yaşıyoruz ki bazen durup ruhumuzu beklemeyi unutuyoruz.

Sizler tüm bu hayatın içinde hastalarınıza ve başkalarına bu kadar iyi bakarken, acaba kendinize ve ruhunuza ne kadar iyi bakıyorsunuz? Beden ruhu yansıtır değerli okurlar. Ruhunuz nasılsa bedeninizde size bunu söyler. Beden dili dediğimiz kavram da bunu anlatır. Beden dilinize dışarıdan bakan insanlar sizin nasıl bir ruh haline sahip olduğunuzu ve nasıl bir insan olduğunuzu anlarlar. Kendileri bunu bilmese de bilinçaltları bunu çözer. Bizler, insanların davranışlarına ve beden dillerine bakarak ruhunu okumaya çalışırız. Demek ki önce ruhumuza iyi bakmalıyız ki bedenimiz de ona uyumlansın. Ruhumuz ve bedenimiz bir hareket edebildiğinde gerçekten sağlıklı bir birey olabiliyoruz. Sağlık deyince hemen akla gelen kavram ise iyileştirme kavramı.

Kendinize iyi bakabilmek için ilk yapmanız gereken kendinizle ilgili hangi alanlarda iyileştirmeye ihtiyaç duyduğunuzu bulmak olmalı. İnsanın kendi hayatı ile ilgili birtakım iyileştirmeleri yapmaya çalışması birtakım taşları da yerinden oynatır ve her zaman yaptıkları şeylerin dışına çıkmaktan korkarlar. O yüzden bir karar alıp bunu hızlıca yapmasını bekleyemeyiz. İyileştirmek ve değiştirmek istediklerinizi belirlediğinizde yavaş yavaş hayata geçirebilirsiniz. Büyük alanlar yerine küçük iyileştirme alanları seçebilirsiniz. Örneğin işinizi değiştirmenizi bekleyemeyiz ama iş yapış biçiminizi değiştirebilirsiniz. Orada bulunma biçiminizi değiştirebilirsiniz.  İş hayatındaki profesyonellere mentorluk yaparken kullandığım bir iyileştirme döngüsü var. Bu döngü iş hayatında, iş geliştirme alanında iyileştirmeye ve geliştirmeye ihtiyaç duyulan her alanda kullanılabilir. Bununla birlikte aslında bu bir zihinsel modeldir. O yüzden öncelikle zihninizde değiştirmek istedikleriniz ile ilgili olarak bu basit modeli uygulamaya başlayabilirsiniz. Bu model aynı zamanda kendi kendinize koçluk yapmanıza yarayacak bir modeldir. Buna da öğrenme döngüsü diyoruz. Kendine iyi bakmanın ilk şartı, sağlıklı bir düşünce modeli geliştirebilmek. O yüzden kendinizle ilgili değiştirmek ve geliştirmek istediğiniz her konuda daha proaktif bir zihin yaratabilmek için bu modeli kullanabilirsiniz. Kendinize koçluk yapabilirsiniz.

Şu anki hayatınızda ne yaptınız ve sonunda ne oluyor? Bu durumdan ne öğrendiniz ve hayalinizdeki size ulaşabilmek için ne yapacaksınız? Düşünün ve eyleme geçin.

Bir hayali olmalı insanın. Tutkusunu yaşatacak bir hayali olmalı. Çünkü hayallerin arkasındaki şey tutkunuzdur. Sizin tutkunuz ne? Ustalık da diyebiliriz buna; usta olduğunuz konu ne?

Örneğin işinize para olarak ya da kariyer olarak bakabilirsiniz ya da tutku olarak bakabilirsiniz. Eğer tutkunuz öğretmekse bunu eğitmen olarakta yapabilirsiniz bir iş yeri sahibi, bir serbest eczacı olarak da yapabilirsiniz ya da bir boyacı ustası olarak da yapabilirsiniz. Aslında esas olan tutkumuzdur. Faaliyet bundan bağımsızdır.  Tutkunuzu sizi en çok motive eden şeylerin içinde bulabilirsiniz. O yüzden kendinize iyi bakmak için yapacağınız ikinci şey sizi hayatta en çok motive eden şeylerin neler olduğunu bulmak. Sizi en motive den şeyi düşünün eğer yeterince hayatınızda olmayan şeylerse onları hayata geçirmek için eyleme geçin.

Çünkü hayat boşa harcanamayacak kadar kısa ve hiçbir şey yapmadan ve tek başına yaşanamayacak kadar da uzun. Hayatınızın devamını nasıl, kimlerle ve ne yaparak geçireceğiniz ruhunuz için önemli. Eylemden, yani yapmaktan bahsettim. İçinde tutku, anlam olmalı dedim. Eğer buna bir de yetenek eklenirse işte buna da “AKIŞ” diyoruz.

Bir insanı mutlu kılan şey; sizin için anlamı olan bir şeyi yapmaktır. Bazen bunu yaparken zamanın nasıl geçtiğini unutursunuz. Örneğin bir ressam yeni eserini yaparken altı saatin sonunda yemek yemeyi bile unutabilir. İşte bu akışta olduğunuz andır. Akışta olduğunuz anı düşünün; o an hangi andı ve ne yapıyordunuz? İşte tutkunuz orada saklı.  Tutkunuzu biliyorsanız yeni bir hayat öyküsü için de hazırsınız demektir.  Yeni bir hayat ve yeni bir size mutlu ve akışta olduğunuz anlar diliyorum.

Kendinize iyi bakın. Sevgiyle ve akışta kalın.

Ruhan Akın

Comments are closed.