Monthly Archives: Şubat 2018

Op. Dr. A. Emre İLHAN

Op. Dr. A. Emre İLHAN 1976 yılında İstanbul’da doğdu. 1994 yılında Balıkesir Sırrı Yırcalı Anadolu Lisesinden mezun oldu ve aynı yıl Ege Üniversitesi Tıp Fakültesine girdi. Tıp eğitimini tamamladıktan sonra 2001-2005 yılları arasında Bezm-i Alem Valide Sultan Vakıf Gureba Eğitim ve Araştırma Hastanesinde Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi İhtisasını tamamladı. 2005-2006 yılları arasında Klinik Şefliği görevini de üstlendiği Erzurum…
Devamını Oku

Gün geçmiyor ki eczanelerimize yeni ve belki de hiç duymadığımız, ama hastaların eşinden, dostundan, komşusundan, internetten veya televizyondan duyduğu, bitkisel ve zararsız diye pazarlanan bir ürünle “sizde var mı?” diye gelmesin.

Tarihte tedavi tıbbi bitkilerle başladı. 18.yüzyıl sonuna geldiğimizde büyük bir değişim yaşandı ve kimyasal ilaçlarla tedavi ön plana çıktı. Şimdilerde ise yeniden bitkilerle tedaviye büyük bir dönüş yaşanıyor. Bu popülariteyi ve dönüşü en iyi ve doğru şekilde yönetmesi gerekenler ise biz eczacılarız.

Eczacıların buradaki temel görevi danışmanlık olmalıdır. Tıbbi bitkiler ve bunlardan hazırlanan ilaçlar konusunda akademik eğitim alan ve bu konuda donanımlı olan tek meslek grubu eczacılıktır. Hastalarla doğrudan ilişkisi olan, konu hakkında bilimsel bilgileri eğitimi süresince almış, yeni ulaşılan bilgilerin doğruluğunu ayırt edebilecek bir sağlık personeli olarak bu konudaki algı yönetimini, hasta ve hekim danışmanlığını da en iyi şekilde bizlerin yapması gerekmektedir.

İlaç ve besin etkileşimleri, yan etkileri, kontrendikasyonları göz ardı edilmemelidir. Kitaplardan edindikleri bilgilerle, konunun eğitimini almamış, uzman olmayan kişiler ve aktarlar tarafından, maddi kazanç amacıyla satılan, bitkisel ve doğal ise tamamen zararsız, “alternatif tedavi” olarak uygulanan fitoterapi, hem birçok durumda sağlığı tehdit edebiliyor hem de başarısız sonuçlarda hasta ve doktor gözünde bitkisel desteklere karşı güvensizlik oluşturuyor. Oysa fitoterapi; klinik çalışmalara ve bilimsel olarak yapılan araştırmalara dayanmaktadır. Hiç bir zararlı etkisi olmayan, modern tıbbın yetersiz kaldığı durumlarda başvurulan bir alternatif tedavi ürünü değil, koruyucu, tamamlayıcı ve tedavici edici etkisiyle başlı başına birer ilaç oldukları unutulmamalıdır.

Sentetik ilaçların olmadığı, tamamen bitkisel ilaçlarla tedavinin sağlandığı dönemlere göre büyük bir avantajımız bulunmakta. O da modern teknolojiyle yapılan araştırma ve çalışmalar. Eski tedavi yöntemlerinin, yeni bilgiler ve çağdaş tekniklerle yeniden insan sağlığına sunulmasında eczacılar önemli bir göreve sahiptir.

Bitkisel ilaçlara olan bu dönüşle dünyada milyarlarca dolarlık bir pazar ve buna paralel olarak inanılmaz bir çeşitlilik oluşmaktadır. Bu ürünlerin mevzuat boşluklarından dolayı eczane dışında da satılabilmeleri, ticari birer ürün olarak satış danışmanlarınca gerçek dışı tedavi vaatleri, yanlış ve eksik bilgilendirmelere sebep olmaktadır. Bizler eğer bu ürünleri, şimdi ve gelecekte ait olduğu yer olan eczanelerde olmasını istiyorsak sahip çıkmamız gerekmektedir. Eczane dışındaki satış yerlerinde olduğu gibi, raftan alınıp verilmesi düşünülmemelidir. Hastaya gerekli uyarılarda ve kullanım önerilerinde bulunmalı, diğer kullandığı ilaçlar sorgulanıp olası etkileşimler gözden geçirilmelidir. Hangi amaçla kullanmak istediğine paralel olarak doğru ürünü seçmesini sağlamalıyız. Dahası sadece bitkisel destek isteğiyle gelen hastalara değil, diğer hastalara da kullandığı ilaçları ve ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak uygun önerilerde bulunup, fitoterapinin tamamlayıcı tedavi özelliğiyle hak ettiği güvenin yeniden oluşmasını sağlamalıyız. Verdiğimiz bilgi ve önerilerle, eczanelerin ve eczacıların bu ürünlerde tek yetkin meslek olduğu gerçeğini gösterdiğimizde, hastaların bizlerin danışmanlığını almadan bu ürünleri kullanmayacağını göreceğiz.

Bizler üniversite eğitimlerimiz süresince bitkisel ilaçlar konusunda temel eğitimleri almaktayız. Fakat bilginin çok hızlı eskidiği modern çağda, üstlendiğimiz danışmanlık görevini aynı bilgilerle devam ettirmeyi bekleyemeyiz. Gelişmelerin takip edilmesi, bilgilerin devamlı olarak, doğru kaynaklar doğrultusunda yenilenmesi gerekmektedir.

Bitkisel desteklere sahip çıkmalı, söz sahibi olmalı, ekibimizi ve kendimizi yeni bilgiler ışığında donanımlı hale getirmeliyiz.

              

Klinik Eczacılığın ana konusu; hasta ,ilaç ve farmasotik bakımdır.

Klinik Eczacılığın tanımı, American Collage of Clinical Pharmacy tarafından “Eczacılığın icra edildiği her alanda akılcı ilaç kullanımı bilim ve uygulaması ile ilgilenen eczacılık alanı” olarak tanımlamıştır.(1)

Avrupa Klinik Eczacılık Derneği ise Klinik Eczacılığı “tıbbi ürün ve cihazların akılcı ve uygun kullanımını geliştirme ve yayma aktivitelerini ve hizmetlerini tanımlayan sağlık uzmanlığı” olarak tanımlamıştır.(1)

Klinik Eczacılık kavramı çoğunlukla hastane şartlarında yapılan uygulamaları çağrıştırsa da lisans ve yüksek lisans düzeyinde üst eğitim almış eczane eczacıları da belli şartlarda hasta odaklı olarak çalışmalar yapabilirler.

Günümüzde eczacılık hasta odaklı olmak zorundadır ve farmasotik bakım azami dikkat edilmesi gereken bir konu haline gelmiştir. Farmasotik bakım Hepler tarafından şöyle tanımlanmıştır: ”Hastaların yaşam kalitesini artıracak terapotik sonuçlara ulaşmasında eczacının aldığı mesleki sorumluluktur.”

Serbest eczacılar olarak aldığımız klinik eczacılık eğitimleri sonucunda hasta takibini, hastanın yeterli terapotik sonuca ulaşabilmesini ve hasta uyuncu için gerekli çalışmaları hastanın yararına olan tüm bilgi ve becerilerimizi kullanarak yapabiliriz. Bu hizmetlerin sağlık maliyetini azalttığı, terapotik sonuçları ve hasta memnuniyetini arttırdığını çeşitli çalışmaların sonuçlarında görebilmekteyiz.

Eczanelerimiz de bu görevleri nasıl yerine getirebiliriz?

Öncelikle yapılacak iş hastaya sorular sorarak anamnez almaktır. Hastanın kullandığı ilaçlar hakkında bilgi edinmek, tedavisi sırasında kullanacağı ilaçları hakkında danışmanlık yapmak, hastanın ilaç konusunda aydınlatılması ve eğitilmesi, ilaçların istenmeyen etkilerinin belirlenmesi ve önlenmesi, aynı şekilde olası ilaç etkileşimlerinin belirlenmesi önleyici tedbirlerin alınması gibi hasta odaklı eczacılık uygulamaları yapabiliriz.

Klinik Eczacılık konusunda ülkemizde serbest eczanelerde verilen hizmetlerle ilgili birçok çalışmaya rastlayabiliriz. Bu çalışmaların çoğunda serbest eczacıların kronik hastalığı olan hastalarda ilaç kaynaklı problemleri saptadığı ve bunların ortadan kaldırılması için çözümler ürettiği görülmektedir. Eczacıların düzenli olarak takip ettikleri kronik hastalarına yaşam tarzı değişiklikleri, hastalıkları ve ilaçları ile ilgili hasta eğitimi vererek hastanın ilaç bilgisini, tedavi uyuncunu ve terapotik başarı sonucunu artırdıkları gösterilmiştir. (2)

Serbest eczanelerde klinik eczacılık uygulamaları, toplumda daha sık görülen diyabet, hipertansiyon ve astım gibi kronik hastalığı olan kişiler için yapılabilir. Bir diyabet hastasına, ilacın doğru dozda ve doğru zamanda kullanımını anlatarak, kan şekerini kendi kendine ölçebilmesi ve sonuçlarını yorumlayabilmesini öğreterek, bu tip bir hasta için ayak bakımının öneminden bahsederek bu uygulamaları yapabiliriz. Yine aynı şekilde astım hastasına, inhalerin hangi dozda nasıl kullanacağını anlatmak, ilaca bağlı olarak kullanım sonrasında dikkat etmesi gereken durumlar, acil durumda yapılması gerekenler anlatılabilir.

İzlenmesi gereken bazı grup ilaçlar (örn: antikoagülanlar) için hastanın takip edilmesi, çoğu ilaç ile yüksek oranda etkileşime girme riski hakkında bilgilendirilmesi yapılabilir.

Polifarmasinin sıklık ile problem çıkarma riski olan geriatrik hastalar da klinik eczacılık eğitimi almış serbest eczacının izlemesi gereken hasta gruplarındandır.

Unutmamalıyız ki ülkemizde sosyoekonomik ve eğitim durumu fark etmeksizin sağlık problemlerinde ilk başvurulan kurum büyük çoğunlukla eczanelerdir. Meslek içi eğitimlerimiz ile güncel bilgileri takip ederek hasta odaklı tedavinin bir parçası olabiliriz. Hasta-ilaç-farmasötik bakım üçgeninde en önemli iş biz eczacılara düşmektedir.

Eğitimle kalın, sağlıkla kalın…

Ecz. Ebru Acar

(1)Klinik eczacılık derneği web sitesi www.klinikecza.org (erişim tarihi 18/12/2017)

(2)Dr.Ecz.Betül Okuyan,Doç.Dr.Mesut Sancar,Prof.DR.Fikret Vehbi İzzettin. İlaç Haber Aktüel, 25:10(2011)

Eczacının Doğal Desteklerdeki Yönlendirici Rolü yazısı için tıklayınız.

 


Eczaneler ve Sosyal Medya Yolculuğu yazısı için tıklayınız.

Eczanelerimizde Klinik Eczacılık Uygulamalarını Nasıl Hayata Geçirebiliriz yazısı için tıklayınız.