Monthly Archives: Ocak 2018

Yeni Yılda, Hayal Kurun, Mutlu olun

Yeni bir yıla girdiğimiz bu günlerde hepimizde yeni umutlar, yeni heyecanlar, yeni hedefler olmaz mı? Hangimiz ,her yeni yıl arifesinde mutlaka yapılacaklar ya da vazgeçilecekler listesi yapmadık ki. Sonunda belki vazgeçtik, belki unuttuk, ertesi yıl nasıl olsa yaparız dedik veya benim gibi iyimser olanlarsa kocaman listelerimizi içinden hiç olmazsa bir veya birkaçının yapılmış olmasını bile…
Devamını Oku

Geleneksel Medyadan Görsel Öğrenciliğe…

Artık yaşamların da mobilleştiği bir dünyada kişiler uzun yazılar okumaya ya da çok uzun videolar izlemeye vakit bulamıyor. Bunun yerine daha hap bilgilerin olduğu, görselle bütünleşmiş içerikleri ve kısa videoları tercih ediyorlar. Bunun en iyi örneklerinden biri de, yalnızca tüketiciler için değil, sağlık çalışanları ve işletmeler için de önemli bir iletişim kanalı haline gelen Instagram.…
Devamını Oku
Vipharma Dergisi Kasım - Aralık 2017 Sayısı

Vipharma Dergisi Kasım - Aralık 2017 Sayısı

Yaş Otuz Beş Yolun Yarısı Değil!

YAŞ OTUZ BEŞ

YOLUN YARISI DEĞİL!

Yıllardır keyifle okuduğumuz, hatta çoğumuzun ezberinde olan Cahit Sıtkı Tarancı’nın müthiş şiiri Yaş Otuz Beş’i hatırlatarak başlamak istiyorum.

Otuz Beş Yaş

Yaş otuz beş! yolun yarısı eder.

Dante gibi ortasındayız ömrün.

Delikanlı çağımızdaki cevher,

Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,

Gözünün yaşına bakmadan gider.

Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?

Benim mi Allahım bu çizgili yüz?

Ya gözler altındaki mor halkalar?

Neden böyle düşman görünürsünüz,

Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?

Zamanla nasıl değişiyor insan!

Hangi resmime baksam ben değilim.

Nerde o günler, o şevk, o heyecan?

Bu güler yüzlü adam ben değilim;

Yalandır kaygısız olduğum yalan.

Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız;

Hatırası bile yabancı gelir.

Hayata beraber başladığımız,

Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir;

Gittikçe artıyor yalnızlığımız.

Gökyüzünün başka rengi de varmış!

Geç farkettim taşın sert olduğunu.

Su insanı boğar, ateş yakarmış!

Her doğan günün bir dert olduğunu,

İnsan bu yaşa gelince anlarmış.

Ayva sarı nar kırmızı sonbahar!

Her yıl biraz daha benimsediğim.

Ne dönüp duruyor havada kuşlar?

Nerden çıktı bu cenaze? ölen kim?

Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar?

Neylersin ölüm herkesin başında.

Uyudun uyanamadın olacak.

Kim bilir nerde, nasıl, kaç yaşında?

Bir namazlık saltanatın olacak,

Taht misali o musalla taşında.

 

Peki durum hala aynı mı?

Yoksa burada da ezberler bozuldu, dizeler değişti mi?

Evet değişim burada da kendini gösterdi.

Yaşlanmak yok; “Sağlıklı yaş almak, uzun ömür” var.

Geçen ayın gündemi Ajda Pekkan fotoğraflarını görmeyen ve hayrete düşmeyen kaldı mı? Yıllara meydan okuyan 88 yaşındaki Gülriz Sururi’yi tanımayan; hala dimdik ayakta çalışmalarına devam eden 91 yaşındaki Betül Mardin’i; Instagram fenomeni, modacı 96 yaşındaki İris Apfel’i…

Artık herkes genç, herkes gösterdiği yaşta.

Dünya yaşlı nüfusun hızla artışını, uzun yaşamayı ve genç kalmayı konuşurken, Dünya sağlık Örgütü (WHO) yıllardır bildiğimiz tüm ezberleri bozdu.

60 yaşlarında köşelerine çekilip yaşlılık moduna geçen anneanne ve babaannelerimiz köşelerini büyük pistlerde koşuşturan fiziksel ve ruhsal açıdan zinde, sağlıklı, aktif yeni “ORTA YAŞ” kuşağı 60’lara devrettiler.

66 yaşına dek genç olduğumuzun farkında mısınız?

Evet, Dünya Sağlık Örgütünün açıkladığı 2017 listesinde;

0-17 yaş arası: ERGEN
18-65 yaş arası: GENÇ
66-79 yaş arası: ORTA YAŞ
80-99 yaş arası: Yaşlı sayılıyor.

Her gün duyduğumuz onca sevimsiz haber yerine müthiş keyifli haberler değil mi? O zaman keyfimizi hiç kaçırmadan yeni kuşağa ayak uydurmak için neler yapmalıyız bakalım.

  1. Vücudumuzun %70 ‘i olan suyu içmeyi ihmal etmeyelim.
  2. Her yaşta ideal kilomuzu koruyalım.
  3. Beynimizi mutlu edelim, çalıştıralım.

Daha çok okuyalım, daha çok düşünelim, geleceğe umut ve sevgiyle bakıp beynimizin gri hücrelerine sahip çıkalım.

  1. Nicelik değil, nitelikli ilişkilerle birbirimize sımsıkı sarılıp oksitoksinlerimizi artırarak mutluluğumuzu tavan yapalım.
  2. Yarış için değil, zevk için hobiler edinelim.
  3. Spor ile kaslarımızı çalıştırıp vücudumuza daha çok oksijen taşıyarak, sağlıklı ve mutlu olalım.

Sağlık kontrollerimizi unutmayalım. Sağlığımızı korumak için PROAKTİF olalım. Doğal yollarla alamayıp kaçırdığımız Sağlık ve Güzellikle yaş almamıza yardımcı besin takviyelerimizi almayı unutmayalım.

Ne yazık ki doğa ve toprak da gün geçtikçe değişiyor. Tüm renkleri barındıran dönüm dönüm tarlalarımızın yerini yüksek betonlar dolduruyor. Kalan az miktarda toprak ise, iklim değişiklikleri ve hızlı üretim sonucunda eski verimlilik ve kalitesini kaybediyor. Artık vitamin ve mineralleri toprağın derinliklerinden işleyerek bize getiren çocukluğumuzun kokulu, taze domatesleri, meyve ve sebzeleri yok. Bunun için optimal dozda doğru takviyeleri almak zorundayız.

Sağlıklı ve uzun YAŞ ALMAK için;

2017 yılı istatistiklerine göre hala 1. sırada yer alan kalp damar hastalıklarından korunmak, beyin sinir sistemimizi korumak için;

Esansiyel yağ asit dengemizi koruyalım. Omega 6, Enflamasyonu artırarak kalp hastalıkları, artrit, depresyon gibi pek çok kronik hastalığa nedendir. Günümüz yaşam koşulları ise malesef ibreyi hep Omega 6 lehine çevirmektedir. Bu nedenle dengeyi sağlayacak Omega 3 alımını artırmak için her gün Omega 3 almak gerekmektedir.

Hücrelerimizin küçük çarklarını çalıştırmak, mitokondrilerimizin tam kapasiteyle enerji üretimini sağlayarak hayatın sağlıklı ve genç devamlılığını sağlamak için dışardan zorunlu olarak alınması gerekli bir diğer takviye de yüksek antioksidan etkili Co enzim Q 10 dir.

Sindirim sistemimizin vücudumuzdaki “ikinci beyin’’ olduğunu, mide-bağırsaklarımızda yaşayan dost bakterilerin beynimize sinyaller gönderdiğini hatırlayarak vücudumuzun her sistemi için ayrı fayda sağlayan probiyotikleri de her gün almayı unutmayalım.

Vücudumuzda birçok fizyolojik fonksiyonun düzgün çalışmasını sağlayan vit D değerlerimizi kontrol altında tutalım.

Birçok metabolik olaydan sorumlu antistress minerali Magnezyum ve pek çok metabolik olay ve homosistein seviyelerimizden sorumlu B6 ve B12’yi de unutmayalım.

Kendimizi koruyalım. Hareket ve bereketli bir yaşamda ömrümüze ömür katacak dostluklar kuralım; gençlerin enerjileri, yaşlıların bilgeliğiyle hayat bulalım.

Ömür boyu sevmek, sevilmek, ilham almak, çalışmak, işe yaramak, hayallerimizin peşinden koşmak, iz bırakmak idealimiz olsun.

Sağlıkla genç ve güzel ömürlü günlere...

Sevgiyle,