Eczacının Doğal Desteklerdeki Yönlendirici Rolü

Gün geçmiyor ki eczanelerimize yeni ve belki de hiç duymadığımız, ama hastaların eşinden, dostundan, komşusundan, internetten veya televizyondan duyduğu, bitkisel ve zararsız diye pazarlanan bir ürünle “sizde var mı?” diye gelmesin.

Tarihte tedavi tıbbi bitkilerle başladı. 18.yüzyıl sonuna geldiğimizde büyük bir değişim yaşandı ve kimyasal ilaçlarla tedavi ön plana çıktı. Şimdilerde ise yeniden bitkilerle tedaviye büyük bir dönüş yaşanıyor. Bu popülariteyi ve dönüşü en iyi ve doğru şekilde yönetmesi gerekenler ise biz eczacılarız.

Eczacıların buradaki temel görevi danışmanlık olmalıdır. Tıbbi bitkiler ve bunlardan hazırlanan ilaçlar konusunda akademik eğitim alan ve bu konuda donanımlı olan tek meslek grubu eczacılıktır. Hastalarla doğrudan ilişkisi olan, konu hakkında bilimsel bilgileri eğitimi süresince almış, yeni ulaşılan bilgilerin doğruluğunu ayırt edebilecek bir sağlık personeli olarak bu konudaki algı yönetimini, hasta ve hekim danışmanlığını da en iyi şekilde bizlerin yapması gerekmektedir.

İlaç ve besin etkileşimleri, yan etkileri, kontrendikasyonları göz ardı edilmemelidir. Kitaplardan edindikleri bilgilerle, konunun eğitimini almamış, uzman olmayan kişiler ve aktarlar tarafından, maddi kazanç amacıyla satılan, bitkisel ve doğal ise tamamen zararsız, “alternatif tedavi” olarak uygulanan fitoterapi, hem birçok durumda sağlığı tehdit edebiliyor hem de başarısız sonuçlarda hasta ve doktor gözünde bitkisel desteklere karşı güvensizlik oluşturuyor. Oysa fitoterapi; klinik çalışmalara ve bilimsel olarak yapılan araştırmalara dayanmaktadır. Hiç bir zararlı etkisi olmayan, modern tıbbın yetersiz kaldığı durumlarda başvurulan bir alternatif tedavi ürünü değil, koruyucu, tamamlayıcı ve tedavici edici etkisiyle başlı başına birer ilaç oldukları unutulmamalıdır.

Sentetik ilaçların olmadığı, tamamen bitkisel ilaçlarla tedavinin sağlandığı dönemlere göre büyük bir avantajımız bulunmakta. O da modern teknolojiyle yapılan araştırma ve çalışmalar. Eski tedavi yöntemlerinin, yeni bilgiler ve çağdaş tekniklerle yeniden insan sağlığına sunulmasında eczacılar önemli bir göreve sahiptir.

Bitkisel ilaçlara olan bu dönüşle dünyada milyarlarca dolarlık bir pazar ve buna paralel olarak inanılmaz bir çeşitlilik oluşmaktadır. Bu ürünlerin mevzuat boşluklarından dolayı eczane dışında da satılabilmeleri, ticari birer ürün olarak satış danışmanlarınca gerçek dışı tedavi vaatleri, yanlış ve eksik bilgilendirmelere sebep olmaktadır. Bizler eğer bu ürünleri, şimdi ve gelecekte ait olduğu yer olan eczanelerde olmasını istiyorsak sahip çıkmamız gerekmektedir. Eczane dışındaki satış yerlerinde olduğu gibi, raftan alınıp verilmesi düşünülmemelidir. Hastaya gerekli uyarılarda ve kullanım önerilerinde bulunmalı, diğer kullandığı ilaçlar sorgulanıp olası etkileşimler gözden geçirilmelidir. Hangi amaçla kullanmak istediğine paralel olarak doğru ürünü seçmesini sağlamalıyız. Dahası sadece bitkisel destek isteğiyle gelen hastalara değil, diğer hastalara da kullandığı ilaçları ve ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak uygun önerilerde bulunup, fitoterapinin tamamlayıcı tedavi özelliğiyle hak ettiği güvenin yeniden oluşmasını sağlamalıyız. Verdiğimiz bilgi ve önerilerle, eczanelerin ve eczacıların bu ürünlerde tek yetkin meslek olduğu gerçeğini gösterdiğimizde, hastaların bizlerin danışmanlığını almadan bu ürünleri kullanmayacağını göreceğiz.

Bizler üniversite eğitimlerimiz süresince bitkisel ilaçlar konusunda temel eğitimleri almaktayız. Fakat bilginin çok hızlı eskidiği modern çağda, üstlendiğimiz danışmanlık görevini aynı bilgilerle devam ettirmeyi bekleyemeyiz. Gelişmelerin takip edilmesi, bilgilerin devamlı olarak, doğru kaynaklar doğrultusunda yenilenmesi gerekmektedir.

Bitkisel desteklere sahip çıkmalı, söz sahibi olmalı, ekibimizi ve kendimizi yeni bilgiler ışığında donanımlı hale getirmeliyiz.

Comments are closed.